Oysaki geceleri Tanrı'yla yalnız kaldığımda ona beni yalnız bırakmamasını söylemiştim, istemiştim. Kendimi terk edilmiş hissediyorum, tanrı tarafından. Bu enkaz altından çıkmış küçük bir kız çocuğu gibi hissettiriyor. Son zamanlarda yürürken birden bire kulaklarımda oluşan uğultular beni olduğum yere çiviliyordu, gözlerimin üzerine sanki kana bürünmüş beyaz bir perde iniyordu ve düşüyordum. Tanrının karşısında küçük düşüyordum, güçsüz düşüyordum, kaybetmiş düşüyordum.
Sevilmemiş düşüyordum, yorgun düşüyordum. Tanrı birdaha beni sevmeyecek diyordum. Tıpkı benim babamı sevmediğim gibi oda beni sevmeyecek diyordum. Belki baba sevgisini içimde yaşamadığım içindir, bu yalnızlık, bu güçsüzlük. Baba önemlidir. Bana senin elin ayağındır o olmazsa sen yürüyemezsin, hareket edemezsin. Bu sevgi eksikliğindendir herhalde benim yorgunluğum, elim ayağım olmadan hareket etme çabalarım. Günlerimin böyle geçmesine tam alışmışken, birden evin ortasında diz çöküp ağlama tutuyor beni. Beni gör diyorum Tanrıya. Bana bahsettiğin hayatın içinden çek al beni.
İşte o zaman göz yaşı dökmenin bir işe yaradığını çözüyorum. O günden sonra baba özlemine dair tek bir his kalmıyor adeta içimde, kayboluveriyor. Ama yine hiç beklemediğim bir anda yeni bir adam tanıyorum. Kendimi o adamın gözlerine, dudaklarına, çenesindeki ufacık şirin sakalına, kirpiklerine, kaşına, yanaklarına bakarken buluyorum. O adamın hislerine bakarken buluyorum kendimi.
İşte orada göğe bakıyorum.
İşte o zaman, uzun zaman sonra Tanrıya teşekkür ediyorum.
Beni bırakmadığı için, yüzüne gülüşüne, hislerine tonlarca yazılar yazabileceğim o adama rastladığım için.Bana baba özlemini unutturan adama rastlamamı sağlayan Tanrıya orada çok teşekkür ediyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder