Şöyle bir baktım da insanlık gerçekten kendini kaybediyor. Herkes herkesin arkasından istediği şeyi deyip istediği şeyi atıp tutabiliyor. Bu çok saçma değil mi? İnsanları nasıl bu kadar hayatımızın merkezi yapabiliyoruz? İnsanların dediklerini bu kadar umursuyoruz? Belki bizde insanların arkasından konuşuyoruzdur. Aslında ilk önce dönüp bir kendimize bakmak gerekir. Doğrularımız, yanlışlarımız, duygularımız, hislerimiz.. İşte aslında yapmamız gerekende bu ilk önce kendimizi tanımamız.Hayatımızın merkezi insanlar değil biz olmalıyız. Çünkü biz etraf değiliz biz biziz. Şu yaşadığım şehirde öyle insanlar tanıdım ki, sırf etrafın onun hakkındaki tepkilerinin olumlu olması için yaşayan. Bırak insanlar senin hakkında ne konuşurlarsa konuşsunlar sen sen olmaya devam et. O kadar insan var ki hepsinin senin hakkında konuştuğuna göre davransan yaşamın allak bullak olur. Kafanı kaldır bir dakikalığına dışarı bak, güneşin o muhteşem ışıltısını fark et, sıcaklığı, soğukluğu iliklerine kadar hisset, gez, dolaş, eğlen, sarhoş ol. Dünya senin etrafında kimsenin seni üzmesine izin verme, asla yapma bunu. Kendini tek bir kişiye adayarak yaşama, hayır yapma. Seni ne mutlu edecekse onları yapmaya başla. Üzülen sen olma gerekirse üz başkalarını neden yapmayasın ki ? Planlı programlıda yaşama demek istediğim şu ki ; bir şeylere bağlı kalarak hayatını o şeylere doğru yönlendirerek yaşamayı kes, etrafına bak ve mutlu olmasını öğren.28 Nisan 2013 Pazar
Biz Biziz
Şöyle bir baktım da insanlık gerçekten kendini kaybediyor. Herkes herkesin arkasından istediği şeyi deyip istediği şeyi atıp tutabiliyor. Bu çok saçma değil mi? İnsanları nasıl bu kadar hayatımızın merkezi yapabiliyoruz? İnsanların dediklerini bu kadar umursuyoruz? Belki bizde insanların arkasından konuşuyoruzdur. Aslında ilk önce dönüp bir kendimize bakmak gerekir. Doğrularımız, yanlışlarımız, duygularımız, hislerimiz.. İşte aslında yapmamız gerekende bu ilk önce kendimizi tanımamız.Hayatımızın merkezi insanlar değil biz olmalıyız. Çünkü biz etraf değiliz biz biziz. Şu yaşadığım şehirde öyle insanlar tanıdım ki, sırf etrafın onun hakkındaki tepkilerinin olumlu olması için yaşayan. Bırak insanlar senin hakkında ne konuşurlarsa konuşsunlar sen sen olmaya devam et. O kadar insan var ki hepsinin senin hakkında konuştuğuna göre davransan yaşamın allak bullak olur. Kafanı kaldır bir dakikalığına dışarı bak, güneşin o muhteşem ışıltısını fark et, sıcaklığı, soğukluğu iliklerine kadar hisset, gez, dolaş, eğlen, sarhoş ol. Dünya senin etrafında kimsenin seni üzmesine izin verme, asla yapma bunu. Kendini tek bir kişiye adayarak yaşama, hayır yapma. Seni ne mutlu edecekse onları yapmaya başla. Üzülen sen olma gerekirse üz başkalarını neden yapmayasın ki ? Planlı programlıda yaşama demek istediğim şu ki ; bir şeylere bağlı kalarak hayatını o şeylere doğru yönlendirerek yaşamayı kes, etrafına bak ve mutlu olmasını öğren.Kaybolan Baloncuklarım
Kalbinizin ne kadar hızlı çarptığını düşünün. Bir kabus gördüğünüzde, mesela. Yataktan fırlayıp nefes nefese kalmıyor musunuz? Kalbiniz, kulaklarınızda atmıyor mu?
Hayatta, çarpışma anları vardır. Peki, benim kalbim bunlara ne kadar dayanabilir?
Sona geldiğinizi anladığınızda, bir karma yaşarsınız. Tüm duygular çakışır birbirine. Bünyenizi sarar. Pişmanlık, gurur, korku, üzüntü, neşe, huzur...
Küçükken baloncuk üflediğimiz şu oyuncaklardan alırdım. Rengarenk baloncuklar olurdu. Onları koruyup kollardım. Patlamamaları için elimden geleni yapardım. Uçup gitsinler, isterdim. Başka diyarları, başka insanları görsünler. Benden selam götürsünler. Bir gün penceremde gönderdiğim bir baloncuğu bulayım. Benim yaşımda bir çocuk bulmuş olsun, çok uzaklarda. Ondan haber getirsin.
Ama baloncuklarımın hepsi patladı.
Kimisine ağır geldi bu yolculuk, kimisini insanlar katletti. Kirli elleriyle patlattılar, baloncuklarımı. Bundan zevk aldılar.
Bir süre sonra ben de nefretimi baloncuklarıma saçtım. Onları üfledim ve tek tek patlattım. Gözüme kaçan her sabun damlasında umutlarım da köreldi, anlayamadım.
Ama o balonların hepsinin bir adı vardı. Unutulup gitmiş, izleri kalmış isimler. Tıpkı insanlarda olduğu gibi. Kaç insan gelip geçti, hayatınızdan? Kaç kalp kırdınız? Kaç kez kırıldınız?
Ben baloncuklarım bittiğinde hep yenisini yaptım. Ama yenileri, eskilerinin yerini hiç tutmadı. Zamanla renkleri soldu, üflemeden patlayan kabarcıklar oluştu. Ben baloncuklarımı kaybettiğimde, bir parçamı kaybettim. O parçam ufalanıp rüzgarla savruldu. İnsanlar onu soludu.
Sokakta gördüğüm her bakışta o parçam var, şimdi. Çok gerilerde kalmış, gözlerde kaybolmuş. Her bakışta, benim baloncuklarım var.
13 Nisan 2013 Cumartesi
Kanadı Kırılmış Kelebekler
Her insanın başına gelmiş klasik, banel bir kelime diyebiliriz 'kırılmak' sözcüğüne...
Herkesin başına gelir fakat herkeste farklı tepkiler uyandırır kırılmak. Bazılarımız hiç takmaz, bazılarımız içine atar ve bazılarımız ise kanadı kırılmış bi kelebek misali tekrar uçabilmek için bocalar durur, kimse ne diyicek, kim arkamdan konuşur düşüncelerine kapılmadan yeniden ayağa kalkabilmek yeniden uçabilmek yeniden güçlü, sapasağlam olmak için herkesin gözü önünde nasıl gücüne kavuştuğunu gösterirler.
Ve sonra ne mi olur, belli bir zaman sonra öyle güçlü olurlar ki bidaha kimsenin kendilerini kırmasına izin vermezler. Diğerleri ağızları açık bi şekilde baka kalırlar onların o gücüne, o kuvvetine. Herkes imrenir, özenir onlar gibi olmak isterler. Ve o geçmişte kanadı kırılmış olanlar, o seçilmişler herkesin gözüne batar, her hareketleri izlenir, çekemezler onları. Bir zamanlar arkasından konuşanların idolü olurlar adeta...
10 Nisan 2013 Çarşamba
Tanrı Beni Yalnız Bıraktığında
Oysaki geceleri Tanrı'yla yalnız kaldığımda ona beni yalnız bırakmamasını söylemiştim, istemiştim. Kendimi terk edilmiş hissediyorum, tanrı tarafından. Bu enkaz altından çıkmış küçük bir kız çocuğu gibi hissettiriyor. Son zamanlarda yürürken birden bire kulaklarımda oluşan uğultular beni olduğum yere çiviliyordu, gözlerimin üzerine sanki kana bürünmüş beyaz bir perde iniyordu ve düşüyordum. Tanrının karşısında küçük düşüyordum, güçsüz düşüyordum, kaybetmiş düşüyordum.
Sevilmemiş düşüyordum, yorgun düşüyordum. Tanrı birdaha beni sevmeyecek diyordum. Tıpkı benim babamı sevmediğim gibi oda beni sevmeyecek diyordum. Belki baba sevgisini içimde yaşamadığım içindir, bu yalnızlık, bu güçsüzlük. Baba önemlidir. Bana senin elin ayağındır o olmazsa sen yürüyemezsin, hareket edemezsin. Bu sevgi eksikliğindendir herhalde benim yorgunluğum, elim ayağım olmadan hareket etme çabalarım. Günlerimin böyle geçmesine tam alışmışken, birden evin ortasında diz çöküp ağlama tutuyor beni. Beni gör diyorum Tanrıya. Bana bahsettiğin hayatın içinden çek al beni.
İşte o zaman göz yaşı dökmenin bir işe yaradığını çözüyorum. O günden sonra baba özlemine dair tek bir his kalmıyor adeta içimde, kayboluveriyor. Ama yine hiç beklemediğim bir anda yeni bir adam tanıyorum. Kendimi o adamın gözlerine, dudaklarına, çenesindeki ufacık şirin sakalına, kirpiklerine, kaşına, yanaklarına bakarken buluyorum. O adamın hislerine bakarken buluyorum kendimi.
İşte orada göğe bakıyorum.
İşte o zaman, uzun zaman sonra Tanrıya teşekkür ediyorum.
Beni bırakmadığı için, yüzüne gülüşüne, hislerine tonlarca yazılar yazabileceğim o adama rastladığım için.Bana baba özlemini unutturan adama rastlamamı sağlayan Tanrıya orada çok teşekkür ediyorum...
Sevilmemiş düşüyordum, yorgun düşüyordum. Tanrı birdaha beni sevmeyecek diyordum. Tıpkı benim babamı sevmediğim gibi oda beni sevmeyecek diyordum. Belki baba sevgisini içimde yaşamadığım içindir, bu yalnızlık, bu güçsüzlük. Baba önemlidir. Bana senin elin ayağındır o olmazsa sen yürüyemezsin, hareket edemezsin. Bu sevgi eksikliğindendir herhalde benim yorgunluğum, elim ayağım olmadan hareket etme çabalarım. Günlerimin böyle geçmesine tam alışmışken, birden evin ortasında diz çöküp ağlama tutuyor beni. Beni gör diyorum Tanrıya. Bana bahsettiğin hayatın içinden çek al beni.
İşte o zaman göz yaşı dökmenin bir işe yaradığını çözüyorum. O günden sonra baba özlemine dair tek bir his kalmıyor adeta içimde, kayboluveriyor. Ama yine hiç beklemediğim bir anda yeni bir adam tanıyorum. Kendimi o adamın gözlerine, dudaklarına, çenesindeki ufacık şirin sakalına, kirpiklerine, kaşına, yanaklarına bakarken buluyorum. O adamın hislerine bakarken buluyorum kendimi.
İşte orada göğe bakıyorum.
İşte o zaman, uzun zaman sonra Tanrıya teşekkür ediyorum.
Beni bırakmadığı için, yüzüne gülüşüne, hislerine tonlarca yazılar yazabileceğim o adama rastladığım için.Bana baba özlemini unutturan adama rastlamamı sağlayan Tanrıya orada çok teşekkür ediyorum...
7 Nisan 2013 Pazar
Şimdilerde Özleminde Boğuluyorum
Ne merhaba diyebiliyorum, ne iyiakşamlar. Sencede çok uzak değilmiyiz? Bişeyler kopmuş gibi değilmi sencede? Sanki birbirimiz için hissettiklerimiz içinde bişeyler eksilmedimi? Bazı hisler değerini yitirmedimi? Eğer yitirmemiş olsaydı ben hissederdim, seni. Özlemek korkunç birşey. Alışmak mümkün değil, farkında bile olmadan her şeyim olmuş, ben olmuş, içim olmuş, bir parçam olmuş. Bilmiyorum, ne suç işledim de hisler değerini yitirdi? Hislerin yanlış giden tarafı neresiydi?
Tutsana beni eskisi gibi, bırakmasana. Sevsene beni eskisi gibi yaralasana.
Konuşsana benimle eskisi gibi beni düşündürsene. Baksana bana eskisi gibi senden utanmamı sağlarcasına. Öpsene beni eskisi gibi kalp ritimlerimle oynasana.Yalanda olsa benimle kalsana.
''Özlem denilen şey ne acıtıyor, yok ediyor yavaş yavaş bedeni, bir türlü durmuyor.''
Tutsana beni eskisi gibi, bırakmasana. Sevsene beni eskisi gibi yaralasana.
Konuşsana benimle eskisi gibi beni düşündürsene. Baksana bana eskisi gibi senden utanmamı sağlarcasına. Öpsene beni eskisi gibi kalp ritimlerimle oynasana.Yalanda olsa benimle kalsana.
Tanrıyla baş başa kaldığımda, beni asla yalnız bırakmamasını söyledim ona.
Boşluğa doğru konuştum, beni yalnız bırakma, hep yanımda ol diye. Beni duymuştur değilmi? Umarım duymuştur ve beni yalnız bırakmaz. Boşluk...
Sende duysana beni. Yalnız bırakma beni, hep yanımda ol benim. Sen yanımda olmazsan ben tıpkı uçamayan bir kuş gibi ortada kalırım. Beklerim. Beni iyileştirecek, bana sağlıklı kanat bulup uçuracak mucizeyi beklerim. Ama ne gerek var? Sen hiç gitme, ben sen yanımdayken özgürce uçabiliyorum. Sen benim mucizemsin. İkimiz bu dünyadaki en harika mucizelerdeniz. Bunun yok olmasına izin vermesene. Herkes yanında bir sevgilisi olsun onunla şapşalca fotoğrafları olsun ister. Ama ben onu istemiyorum. Ben sadece sen yanımda ol istiyorum. Çünkü ben sadece seninleyken uçabiliyorum. Çünkü ben sadece seninleyken özgürüm. Çünkü ben sadece senin yanında tam anlamıyla hissedebiliyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


