30 Ocak 2015 Cuma

Bak bu benim bileklerim, parmaklarını düğümlediğin, dudaklarını gezdirdiğin, boynuna doladığın, avuçlarının arasında tuttuğun bileklerim.
Bunlar da parmaklarım, yüzünün her yerinde gezen, yanaklarından, avuç içlerinden ayrılmak bilmeyen, dudaklarının üzerindeki her çizgiyi ezbere bilen parmak uçlarım.
Bu da ben, hiç sevmediğim güneşin yüzüme temas etmesine izin veren, gözlerim kamaştıkça göz bebeklerini gören, gördükçe neyim varsa toplayıp her neredeysen oraya gelmek isteyen ben.
Şimdi ne düşünüyorsun, gerçekten nereye dalıyor gözlerin, hangi yöne bakıyor avuç içlerin, kim görüyor gözlerini, kim geçiyor acaba güzel aklının kıyısından köşesinden?

Geçenlerde bir şey fark ettim, ben kalbimi çıkarıp bir an bile düşünmeden, tüm kırgınlıklarıyla birlikte sana vermişim. Bu benim vücudum diye sahiplenmemişim, al kendine sakla, neyim varsa senindir demişim. 

Demişim, ne de güzel söylemişim.
Düşünüyorum da, 
bana dokunduğun sürece
kaç yerimden yara alırsam alayım, 
ölmezmişim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder