Bu kadarcıktı onun odası.Hayatı bu kadarcıktı.Sahip olduğu şey bu kadarcıktı. Kadarcıklarla büyümek zorundaydı.Gece korktuğunda battaniyesine sarılıp gidebileceği bir yatak odasına sahip değildi.Gidip arasına girebileceği ve korkusunu anında yok edebilecek olan o muhteşem iki insana sahip değildi.Bu yüzden korktuğunda sarılabileceği tek şeydi, sırtından hiç indirmediği o mis kokulu battaniyesi.
Bazı geceler uyku tutmadığında battaniyesini sırtına alıp camdan dışarıyı seyrederdi.Camı açtığı an odasına dolardı gökyüzünde ki yıldızlar.Sohbet eder,hayal kurar,oyunlar oynardı yıldızlarla.Bazen dilek tutardı.Olur ya gerçekleşir belki diye.Sonra da hep o dileğinin gerçekleşmesini beklerdi.
Bazen hayali merdiven odasının penceresinden aya davet ederdi onu.Yıldızların ahenkli dansıyla aya ulaştığı zaman her şeyi ve tüm sahip olamadıklarını unutur, geleceğini düşünürdü.İşte tam da o zamanlarda, ayın kucağında, yıldızları izlerken düşündüğü geleceği kurtarırdı onu, içindeki bitmek bilmeyen sitemlerinden.
Umudu vardı onunda herkes gibi.Ama eksikleri çok fazlaydı onun hayatında.O daha hiçbir şeyi kazanmadan her şeyini kaybetmişti.Sahip olduklarını benimsemeden , uçmuştu tüm hepsi.Daha tam tadamadan kaybetmişti tüm pastasını.
Her gece ağlıyordu o.Battaniyesine veriyordu tüm gözyaşlarını.İçini sadece sırtındaki battaniyesine boşaltabiliyordu.Gecenin sessizliğinde,hıçkırıkları ve gözyaşları eşlik ediyordu ona.Soğuğunda da battaniyesi.
Kendisine,hayatına,gecelerine,sessizliğine eşlik etmesini istediği çok şey vardı fakat insan elindekilerle yetinmeyi bilmeliydi.Bu oda bile ona çok geliyordu.Elinde olsa kendisi gibi olup bu odaya sahip olamayan diğer çocuklara odasının bir parçasını vermek isterdi.Yatağını paylaşmak yıldızlar yerine onlarla oynamak ve onları da mutlu etmek isterdi.
Vücudunun derinlerinde bir yerde bir kıvılcımlanma oluyordu hep, bunları düşününce.Belki çok sevecen ve iyi huyluydu, belkide kendine çok acıyordu ve bununla birlikte bencil olamıyordu, bilemezdi.Ama o kıvılcım hayatı boyunca içinde bir yerlerde belli etmişti hep kendini.Geçmişini,geleceğini ve kendi gibi başkalarını düşünürken daha da büyüyordu o kıvılcım içinde.
Ölürken bile gitmemişti o kıvılcım ve kıvılcımın vücudunda değil ruhunda olduğunu ancak o zaman anlayabilmişti.

