Bak adam ben işimi gücümü bırakıp, seni ağladığım geceleri önüne serdim.
beni duvardan duvara her vuruşundan sonra, dudaklarımdaki kanı silip, gözyaşlarımı görmediğin gözlerime hapsedip,
seni en başından sevdim.
Ama boğazımın düğümlediği gecelerde, ve dinlemediğin, ve konuşamadığım tüm o gecelerde;
göğsümde çıkan durdurulamaz yangınlara yalvar yakar "dur" dedim.
Onlar bilmiyorlar ama,
Kapanmıyor gözlerim ve hatta bir şarkının nakaratında atmayı kesiyor kalbim. Sonu gelmiyor bazen, kafamı yastığa koyup da gözlerimi kapatamadığım gecelerin. Doğrulup sana dokunmayan parmaklarıma asıyorum kendimi. Dudaklarının birbirine değen ince çizgisine gömülüyorsun da farkında olmuyorsun.
ama üzülme adam,
sen ne yaparsan yap güneş doğuyor, öyle ya da böyle sabah oluyor.
gözyaşlarımla ıslattığım yastığım kuruyor. kaç gecedir kan ağlayan kalbin yeniden atmaya başlıyor. unutuyorsun adam, kırılan her parçanı boş veriyorsun.
affediyorsun, es geçiyorsun.
"ne olacak sanki, atlatılır" diyorsun.
sen ne yaparsan yap bitiyor gece. sor bakalım, kaç kere doğmamış güneş?
"bir daha üzülmek yok" kararlarının üzerini kaç gece örttü, bir bak.
sen bu dediklerime inanma adam, ben kendinden bile bıkmış yalancı, ben tüm kırıklarını halının altına itelemiş o küçük yaramazım.
bana güvenme, benim gibi sevme adam.
çünkü sen ne yaparsan yap o geceler geri geliyor.
sessizce akan gözyaşlarını yine siliyorsun.
yine bir gecenin ucundan sarkıtıp saçlarını “neden?” diye soruyorsun.Yeri geliyor yine yalnız kalıyorsun. Kızıyorsun kanayan avuçlarına. Bağıra çağıra kaçmak, düşe kalka sarılmak istiyorsun ona. Ağzına peçeteler tıkayıp, yine aynı şeyleri mırıldanıyorsun acılarına;
"Olsun lan, ne kaldı ki şurada sabaha."