24 Kasım 2013 Pazar

İçli-dışlı olduğum insanlardan bir noktadan sonra uzaklaşıyorum ister istemez. Nedeni her şey olabilir. Kaçmak, sıkılmak, konuşamamak veya tanıdığımı sanıp yeterli bulmam. Herkesten ne kadar kaçmak istersem isteyeyim, O’ndan kaçamıyorum. Kaçmak istemiyorum. Kendimi O’nda bulmak, O’nunla bir bütün olmak istiyorum. Sıkılmıyorum. Sıkılmak da istemiyorum.Ama diğer insanlar için aynı şeyi söyleyemiyorum. Onlardan sıkılıyorum. Yeterli geliyor bir zaman sonra. Yeni insanlarla konuşmak, tanışmak istiyorum. Başka hayatlar, başka hikayeler öğrenmek istiyorum. Merakımı uyandırsan istiyorum. Saatlerce konuşabilmek ve bundan sıkılmamak istiyorum ama onunda zamanı geliyor diğerleri gibi.Sıkılıyorum. Her şeyden sıkılıyorum. Kendim sıkıcı bir insanım çünkü. Bu yüzden belki de çok kitap okuyorum. İnsanlardan daha iyi, daha farklı, daha keşfetmeye açık. Yalnızlığımı kalabalıklaştırıyor.Ama insanlar yalnızlığıma yalnızlık katıyor. Kalabalıkların içinde daha yalnız ve işe yaramaz hissettiriyor. Kaçmak istiyorum ve kaçıyorum onlardan, her şeyden. Kafamı dinleyeceğim bir yere gidiyorum mesela. Sonra geri geliyorum. Dönüyorum. “Ben geldim!” diyorum.Sizleri özlemedim, bu şehri sevmiyorum ve hâlâ çok yapmacıksınız.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Benim Küçük Tatlı Masalım

*
Verdiğin nefesin mavisi boyuyor saçlarımı
Parmaklarının uçlarına pembe bulaşmış olabilir mi?
Biraz dut ağacı karışmıştır belki de dudaklarına.
Cümlelerin dudaklarından içine akıyor
Hangi parçana uzanacağım bilemiyorum
Dudaklarına mı yetişmeliyim,
Sözcüklerine mi?
Benim küçük,
Tatlı masalım.
Bulutlara düşüyor geçmişlerim
Masumiyetin beyazı kirleniyor kirpiklerimde
Tenime yansıyor, çenemde duraksıyor biraz
Şıp...şıp...şıp...
Doldurulmamış bir sürahideki buğu gibi
Kurumuş bir papatyaya konmuş çiğ tanesi gibi
Benim küçük tatlı,
Masalım.